İlkiz Sokak 21/3 Çankaya/Ankara

Türkiye’de Dedektiflik

Türkiye’de Dedektiflik

DTürkiye’de Dedektiflik

Türklerin tarihte geniş bir coğrafyada yaşamaları, hüküm sürmeleri, halklarının gezgincilik, tüccar, çerçi, sanat, meslek erbabı gibi meslekleri yaparken, yine asker bir millet olarak çok bölgelerde savaş halinde olmaları devamlı bilgi toplamalarını gerekli kılmıştır. Özellikle yöneticiler ve bu işi meslek haline getirenler tebdili kıyafet/meslek değiştirme ile istihbarat toplama, dedektiflik yapma gibi işleri yapmışlardır. Örneğin; bir bölge fethedilmeden önce oraya yerleşen dervişler, alperenler, esnaf bölgenin nabzını tutmuştur. Akıncılar ve düzenli ordu bu toplanan istihbari bilgilerle hareket etmişlerdir. Sultan Yavuz Selim’in, Şah İsmail’in çadırına kadar sokulup satranç oynaması pek çok tarihsel kaynakta anlatılmaktadır. Bu durum, Türklerin yüzyıllardır bilgi toplama yönlerinin kuvvetli olduğuna delalet eder.

Türk hukuk ve İslam hukuk sisteminde ispat iddiacıya aittir prensibi kişilerin iddialarını ispatlamak için çaba harcamalarını ve dolayısı ile dedektiflik yapmasını prensip haline getirmiştir.

Türk hukuk kodları olan Selçuklu ve Osmanlı’da Şehüdül-Müslümin müessesinin bilirkişilik müessesi kapsamında bulunduğu değerlendirilmektedir. Osmanlı döneminde bugünkü anlamda dedektif hizmetine benzer kurumların ve kişilerin olduğu görülmektedir. Özellikle ticari alanda lonca teşkilatının uygulamaları üretimde kalite kontrolünü sağlamaktadır. Kişiler loncanın bilinen üretim yöntemlerine aykırı davranmaları durumunda tüketiciler veya esnaf bunun engellenmesini istemektedir. Böyle bir durumda bugünkü bilirkişilik kurumuna benzer; bilen kişi, ehl-i hibre, ehl-i vukuf, loncalar çerçevesinde uygulamalar olmuştur. Lonca üyeleri kendi aralarından bir (ender durumlarda birden fazla) kişiyi Ehl-i hibre olarak seçmekte, yapılan bu seçim Kadı tarafından kaydedilip merkezden berat alındığında Ehl-i hibre resmen göreve başlamaktadır. Yine Selçuklu ve Osmanlı döneminde Lonca Ahi teşkilatının uygulamaları, üretimde kalite kontrolünü sağlamaktır. Osmanlı dönemi bilirkişilik kurumu oluşturan kişilerin temel olarak iki gruba bölünebileceği ve bunların; Atanmış bilirkişiler ve Fiili bilirkişilerdir. Atanmış bilirkişiler; kadı tarafından görevlendirilen ve Resmi bilirkişilerdir. Fiili Bilirkişiler ise Lonca uygulamaları çerçevesinde Ehl-i vukuf olarak isimlendirilen ve resmen atanmadıkları halde bilirkişi olarak tanınan ve bilgilerine başvurulan bir gruptur. Bunlar üretim dalının önde gelen ustalarıdır. Bunlar kendilerine başvurulduğu zaman bilirkişilik yapmaktadırlar. Bugünkü anlamda araştırmacı, uzmandır, yani dedektiftir[1].

Türk kolluk tarihinde suçluların yakalanması ve aydınlatılması genelde istihbarat/dedektiflik çalışması ile olmuştur. Özellikle Türk toplumunun diğer toplumlarla birlikte yaşama, devletin tebaaları arasında yabancı ve azınlıkların olması askeri ve polisiye alanda dedektifliği mecburi kılmış ve Tebaa unsurlarından bilgi alma ikili ilişkiler ve dedektiflik sayesinde olmuştur.

Osmanlının son dönemlerinde yabancı şirketler vasıtası ile İstanbul ve büyük merkezlerde açılan bürolarla İmparatorluğun siyasi, ticari, eğitim vb. alanları takip edilmiştir. Özellikle ticari hayatta başlayan bu sistem imparatorluğun zayıflığı bölgenin sosyal, kültürel, ekonomik ve askeri analizleri yapılmıştır. Bunları daha çok özel şirketler vasıtası ile araştırma, müşavirlik hizmeti olarak sunarak yapmışlardır. Benzer durum günümüzde de devam etmektedir. Örneğin İşadamı Mustafa Koç 18. 09.2013 tarihli Zaman Gazetesi’ndeki Suriye, Suriyeli mülteciler ve ülke ile ilgili olarak beyanları[2];

Uygulamada toplumun her alanında uygulanan dedektiflik Türkiye’de özel dedektiflik kurumunun oluşması 1950’li yıllardan sonra düşünülmüş ancak her seferinde arkası gelmemiştir. Bu konuda son Özel Dedektiflik Kanunu Yasa Önerisi taslak metindir. 1994 tarihinde hazırlanmış ancak kanunlaşmamıştır. Bu taslak güncellenerek yürürlüğe girmesi uygundur. 2004 yılında yasalaşan özel güvenlik kanunu gibi uygulamada olan aksaklıkları kısmen giderir ve bir yasal çerçeve oluşmasına katkı sağlar. Bu alan özel güvenlik, bilirkişilik, araştırma-takip gibi özel dernek ve işletmelerle zaten yapılmaktadır. Bazı konularda özel ve detaylı araştırma yapmak/yaptırmak bir zorunluluk olmaktadır. Bu aşamada özel araştırma, özel bilirkişi, uzman raporu yani dedektifliğin varlığı bir ihtiyaçtır.

Özellikle kolluk veya yetkili merciler (adli, idari, kolluk) görevi olmadığı durumlarda araştırma yapamaz. Ancak bu tür araştırmaların da yapılması gereklidir. Örneğin evleneceği erkeği/kadını herkesin tanıma hakkı sonsuzdur. Bir kimsenin ticaret yapacağı kişiyi tanıması için araştırma yapması, yaptırması kimi zaman ticari mecburiyettir. Bu açıdan kişilerin bilgi edinme ve ortak yaşam alanı oluşturacağı kişileri tanıma imkanı verilmesi bir ihtiyaçtır. Ancak bu konular birbiri içine girmiş olarak karşımıza çıkar. Bir tarafta kişilerin mahremiyeti ve diğer tarafta gerçeğin ortaya çıkması. Örneğin, bankalar müşteri portföylerini birbirleri ile paylaşmakta ve kara listede bulunan tüketiciye kredi vermemektedir. Kredi çekmek istediğiniz banka meslek dayanışması içerisinde sizin bilginiz olmadan hakkınızda bir araştırma yapmaktadır. Ancak bir ticaret erbabı olarak mal satın alacağınız kimsenin devlet kayıtlarında daha önceden dolandırıcılıktan kaydı olup olmadığını görememektesiniz.

Şu an ülkemizde özel dedektiflik hizmeti veren şirketler bulunmaktadır. Ancak yasal boşluktan dolayı pek çok insanı mağdur ederken kimi zaman da suç işlemektedirler. Çünkü yaptığı işlerin birçoğu kanuna aykırıdır. Ancak sosyal hayatın bir ihtiyacı olarak da ticari faaliyetlerine yönelik yoğun bir talep bulunmaktadır. Ayrıca bu şirketler araştırmacı, uzman gibi genel isimlerle ve hizmet kodları ile işlerini yasal boyutta yürütme gayretindedirler.

Özel dedektiflik kurumunun oluşması sosyal bir zorunluluktur. Kolluk ancak adli ve idari konularda kanunla, resen, şikayete bağlı veya adli emirle olayı takip etmektedir. Adli kolluk daha çok Türk Ceza Kanunu çerçevesinde suç sayılan konularda araştırma yapmaktadır. Peki medeni kanun, tapu kadastro ya da ticaret ile ilgili mağdur olduğunuz noktada polisten yardım alabilmek mümkün müdür? Çalışma alanı itibariyle pek mümkün görülmemektedir. Bu tip durumlarda ortaya koyacağınız deliller ve olayın takipçisi olmanıza bağlıdır. Bu delilleri de siz toplamak zorundasınızdır.

Türkiye’de 1990’lı yılların başından itibaren kurulan şirketler “özel dedektiflik, araştırma, takip hizmetleri” vermektedir. İhtiyaç da olduğundan bunlara yenileri eklenmektedir. Ticari ve ekonomik alanda hizmetlerin yanında, adli konularda profesyonel ve uzman kişilerden oluşan araştırma / özel dedektif birimleri de hizmet vermektedir. Özellikle ticari alanda meydana gelen araştırmaların / suçların büyük bir çoğunluğu özel hukuku ilgilendirdiği için ekonomiyle ilgili şirket ve firmalar, belli imkânlara sahip “özel dedektif/kolluk” olarak nitelendirilen dedektiflik şirketlerine araştırma ve inceleme yapmaları için ihtiyaç duymaktadır. Özel hukuk alanını ilgilendiren suçlarla ilgili soruşturma yapan dedektiflik teşkilatı sağlam bir yasal zemine dayandırılarak, daha etkin ve verimle hizmette bulunmaları sağlanmalıdır.

Dünyanın bir çok ülkesinde (özel) dedektiflik kurumu konusunda müstakil kanun veya yönetmelik bulunmadan diğer kanunlarda düzenleme ve atıflarla yer verilerek özellikle özel güvenlik kanunları içerisinde yer almaktadır. Hukuk sistemimizde buna benzer bir durum söz konusu olmakla birlikte yeterli ve konunun hukuki yönünü tam kapsamamaktadır. Ancak yine de Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, konunun özel koruma yönünü ele alarak bu alanını açmıştır. Ülkemizde 1981 ve 2004 yıllarına özgü güvenlik alanında bazı düzenliliği oturtmuş ve diğer koruma, güvenlik, dedektiflik alanlarının açılımına neden olacaktır.

Ceza muhakemesi hukuku kişilerin lehine olan delilleri savunmada kullanması delillendirme ve bilirkişilik müessesinin oluşmasına ortak bir zemin olmuştur. Ceza Usul Hukukunda özel dedektiflik zemini düzenlenmesi bilirkişilik müessesi konuları kapsamında düşünüldüğünde isabetli bir hukuki zemin olacaktır.

Belirli bir prosedüre uygun şekilde hareket eden dedektifler kanunlara uyarak, insanların özel yaşam haklarına dikkat ederek araştırma yapacak yasal bir düzenlemenin yapılması şarttır. Bu düzenleme özel dedektifler, danışmanlar, araştırmacılar ve güvenlikçiler gibi kavramları içine alarak yasalaşması hukuk ve sosyal sistemimizin bir ihtiyacıdır.

Emniyet Genel Müdürlüğü, “Yabancı Ülke Özel Dedektiflik Kanunları’ kitabında dünyanın birçok ülkelerindeki kanunları bir araya getirmiştir (2010). Yine Özel Dedektifler Derneği, Özel Dedektiflik Kanunu teklifi hazırlayarak TBMM’ne göndermiştir. Teklif halen İçişleri Komisyonunda bulunmaktadır (2010).

Türkiye Büyük Millet Meclisi; Haberleşme Özgürlüğüne Ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti Ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu, Haziran 2013

3. Dedektiflik kurumunun TBMM gündemine yeniden taşınarak yasal bir alt yapıya ve standartlara kavuşturulması ve bu konuda mesleki standartlar belirlenmesi gerekmektedir.

Günümüzde artık birçok ülkede bu hizmetler, bazılarında özel bir dedektiflik/araştırma yasası, bir kısmında ise ticaret yasasına göre kurulan şirketler tarafından yürütülmektedir. Çıkış itibariyle aynı dönem ve tarihe rastladıkları için de birçok ülkede “özel güvenlik ve özel dedektiflik” aynı yasa içinde düzenlenmiş, öz olarak da şirket kuruluş, ABD, Fransa, İspanya’da olduğu gibi ruhsata bağlanmış ve kurucularda aranan şartlar aynı olmakla sadece faaliyet alanları farklı belirtilmekle yetinilmiştir.

Ülkemizde ise, 20.01.1994 tarihinde TBMM’de 3963 sayılı “Özel Dedektiflik Kanunu” çıkartılmışsa da, 4 Şubat 1994 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa’nın 89’uncu maddesi gereği bir defa daha görüşülmek üzere TBMM’ne iade edilmiş, geri gönderme tezkeresi 17.03.1995 tarih ve İçişleri Komisyonunda görüşülerek gerekli düzeltmeler yapılmış olmakla birlikte TBMM’de tekrar gündeme alınmadığı için yasalaşamamıştır.

Bu gün, ülke genelinde özellikle internet üzerinde yapılan sorgu ile, bu alanda birçok özel dedektiflik şirketine ait sitenin bulunduğu görülecektir. Bu şirketlerin hizmet verdikleri alanlar incelendiğinde, “eş takibi”, “evlilik öncesi araştırma”, “adres araştırması”, “dinleme ve izleme cihazlarının tespiti ve bunlara karşı önleyici teknolojilerin geliştirilmesi”,”dolandırıcılıklarda fail tespiti”,”öğrenci takibi”, “kayıp şahıs takibi”, “borçlu takibi” gibi birçok farklı alanda çalıştıkları görülmektedir.

Yukarıda sözü edilen faaliyet alanları incelendiğinde, dedektiflik şirketi adı altında yapılanan bu firmaların, toplumumuzda var olan sosyal ve hukuki bazı ihtiyaçların devlet otoritesi ve müdahalesi dışında daha hızlı, sorunsuz çözülme arzu ve isteği sebebiyle varlık kazandıkları, kimi faaliyet alanlarının Anayasanın ve kanunlarda ifadesini bulan temel hak ve özgürlüklere, haberleşme ve özel hayatın gizliliği ilkelerine uygun olabileceği, ancak örneğin “evlilik öncesi araştırma”, “adres araştırması” gibi bazı faaliyet alanlarının ise özel hayatın gizliliği ilkesine açık biçimde ihlal edecekleri, ancak son tahlilde, ülkemizde “dedektiflik” kurumunun yasal bir alt yapıya kavuşturulmadan yapılacak tüm değerlendirme ve yorumların “afakî” olarak kalacağı tartışmasızdır.

Bu sebeple, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, konu ile ilgili farklı ülkelerin bu konudaki uygulamaları incelenmek suretiyle güncel bir çalışma yapması sağlandıktan sonra, dedektiflik kurumunun TBMM gündemine yeniden taşınarak yasal bir altyapıya ve standartlara kavuşturulması, oluşturulacak standartlara uygun olmayan “dedektiflik” kurumlarının bir suç örgütü gibi çalışabilecekleri dikkate alınarak, faaliyetlerinin derhal yasaklanması şarttır.


[1]     Nurcan Abacı, Osmanlı Dönemi Bilirkişilik Uygulamaları, Üzerine Bir Araştırma, U.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 3, 2002, s. 75-84.

[2]     Suriye, Suriyeli mülteciler ve ülke ile ilgili olarak;

“Buraya parasını getirip iş kurmaya çalışan veya kuran müteşebbisler var. Diğer yandan resmi mülteci olarak gelenler var. Bir de hiçbir kayıt olmadan içeri giren insanlar var. Bunları ayırmak lazım. Eminim devletimiz ve hükümetimiz çok yakından bu konuyu inceliyordur… Ben Antakya Hatay bölgesindeki bayilerimizden düzenli bilgi alıyorum. Buradan görüldüğü gibi değil, çok ciddi sosyal sorunlar var. Çünkü çocuklar, kadınlar başta olmak üzere hakikaten çok büyük insanlık dramı yaşanıyor. Bunun bir de demokratik ve diplomatik bir çerçevede halledilmesi gerekli diye düşünüyorum. Bizim ister istemez Suriye, bir iç meselemiz haline geliyor. Ama diğer taraftan da eğer Batı’nın bir parçası olarak kendimizi görüyorsak uluslararası kamuoyu ile de birlikte hareket etmek durumundayız.”

Hizmetlerimiz Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz: